"Doğalgaza Geçiş Sürecinde yaşananlar ve Doğalgazda ölçüm güvenliği"
Energaz Ltd.
Şti. Kurucusu - Yöneticisi Makine Mühendisi Gürsel Arslan
Geçtiğimiz aylarda Doğalgaz ve Türkiye konulu iki önemli toplantıyı geride
bıraktık.Düşünceler ifade özgürlüğü bulup Söylenip,yazılıp ,konuşularak ülkemiz
doğalgaz tarihine “DOĞALGAZA GEÇİŞ SÜRECİNDE YAŞANANLAR”olarak birer canlı belge
olarak geçtiler.Şimdi yarınımıza ve yarınımızda yaşanacaklara bakmaya devam
edelim.
Bu sayımızda Doğalgaz işletmeciliği ve ticaretindeki en kritik unsurlarından
biri olan ÖLÇÜM GÜVENLİĞİ ve KAYIPLAR konusuna değinmek,işletme taliplilerinin
bu konuda dikkatlerini çekmek istiyorum.
Bilindiği gibi doğalgaz şehir veya bölge girişlerindeki basınç düşürme ve ölçüm
istasyonlarından,basınç ve sıcaklığın etkin rol oynadığı mekanik ve elektronik
ölçüm sistemleri ile ölçülerek alınmakta,özellikle konut abonelerine bu etkin
faktörler göz ardı edilerek satışı yapılarak ticari bir faaliyet
yürütülmektedir.(Bazı temsilciler ticaret yapmadıklarını iddia etmekte ise lerde)
Gaz gibi bir ürünün alıştaki fiziksel şartlarının,satışta sağlanması çok zor
hatta mümkün değildir ve olamazda.Sıcaklığın değişiminden,basıncın farklı
algılanmasına (kalibrasyon hataları dahi etkendir) kadar en ufak bir sapmanın
ölçüm şartlarını değiştirecek olmasından dolayı,alınan mal ile satılan mal
arasında muhakkak artı veya eksi farklılıklar oluşacaktır.Mevcut yöntemle
yapılan birim fiyat hesaplamalarında böyle bir olasılığı göz önünde
bulundurmanız mümkündür, ancak çok zordur.Alacağınız gazın fiyatı net ve sabit
olmadığından bu gibi kayıp risklerine önceden sağlıklı bir öngörüde bulunmanız
ve fiyatınıza yansıtmanız mümkün olamamaktadır.
Bu fark artı yönde olabileceği gibi eksi yönde de olabilmektedir,ancak alışta
bilerek oluşturulan fiziksel şartları (gazın standart ölçüm sıcaklığına
ısıtılması,oldukça hassas bir basınç regülasyonu yapılması gibi) satışta bire
bir oluşturma imkanınız olmayacağından,bu fark genelde işletmecinin aleyhine
eksi yönde tecelli edecektir.Bunun önüne geçmenin yegane yolu her satış
noktasında basınç,sıcaklık ve hacim düzelticilerin (korrektör) kullanılmasıdır
ki,bu da oldukça pahalı bir yöntemdir ve tüketici açısından temini zordur.Bu
uygulama ancak büyük kapasiteli tüketim noktalarında uygulanabilmekte ve
buralardaki farklılıklar asgariye indirilmeye çalışılmaktadır.Cihazın
kullanılamadığı yerlerde oldukça fazla değişkenlik arz eden parametrelerden
oluşan sabit çarpalar kullanılarak, teorik düzeltmeler yapılabilmektedir.
Ancak;Damlaya damlaya göl olur misal,konut sektöründeki binlerce abonenin
kullanım farkından kaynaklanabilecek açık,ihmal edilemeyecek, kayda değer
miktarları gündeme getirecektir.Cebri olarak ısıtılmış aynı hacimde ve +15°C de
ölçülen gazın molekül sayısı ve enerji miktarı ile,yine aynı hacimde ve
ısıtılamamış -15°C deki gazın molekül sayısı ve enerji miktarlarının farklı
olacağı matematiksel bir sonuçtur.
Konuyu kısa ve basit bir örnekle açalım;Şimdilik bilinen doğalgaz fiyatı 160
$/1000 m3 olsun,bir şehirde konut sektöründe bir yılda satılan gaz miktarı 100
milyon m3 olsun.Bu şehirde iklim şartlarından dolayı satıştaki sıcaklığın düşük
olmasından dolayı % 2 fark oluştuğu farz edilsin,kayıp gaz miktarı 2 milyon m3
eder,alış bedeli üzerinden tahsil edemediğiniz ancak gazı aldığınız toptancıya
ödemek mecburiyetinde olduğunuz bedel 320 bin dolar ediyor.Bu güne kadar oluşan
ortalama birim hizmet ve amortisman bedelinin 0,114 cent/kWh olduğu farz edilir
ise,işletmecinin sattığı 100 milyon m3 hacmindeki gazın yaklaşık % 25 ni bu
açıklarını kapatmak için ayırması gerekmektedir.Tabii ki bu hesap 160 dolarlık
alış ve 0,114 cent lik satış bedelleri içindir.Alış fiyatının şimdilik sabit
ancak satış fiyatlarının 0,034 cent/kWh ten başladığını düşünürseniz felaketi
daha iyi anlarsınız. Doğal olarak bunun terside olabilir, işletmeci % 2 fazla
gaz satmış ve fazla kar etmiş olabilir.Ancak konut kullanımının kışın
artığı,konut sayaçlarının dışarıda ve soğuk ortamlarda bulunduğu dikkate
alınırsa bu işlemin işletmeci lehine işleyeceğini hiç düşünemiyor,bu şekilde üst
üste birkaç dönem eksi bakiye ile karşı karşıya kalabilecek bir işletmenin,bunun
altından kalkmasının mümkün olabileceğini sanmıyorum.
Rotary veya Tübin tip sayaç kullanımından imtina edilerek (fiyatı ve bakım
maliyeti nedeni ile) , dışarıda açıkta montajı yapılmış olan G40,G65 ve G100
gibi körüklü sayaçlarla yapılan (özellikle Ankara’nın -20°C ye varan hava
sıcaklıklarında) ölçümlerin ne kadar sağlıklı olacağının irdelenmesi ve yeni
işletmecilerin fiyat oluştururken bu gibi faktörleri göz önünde bulundurması
önem arz eden konulardan birisidir.
Bazı yatırımcılar tarafından ön görülemeyen buna benzer başka konularında olduğu
bilinmektedir.Örneğin; damga vergisi ,finansman maliyetleri ve benzer
konular.100 milyon m3 gazın,aynı bedel üzerinden alımı halinde kanuna göre
tahakkuk eden ve işletmecinin sırtında kalan damga vergisi miktarı, alıcı ve
satıcı arasında paylaşılması halinde bile yaklaşık 60 bin dolardır.
Buradan anlaşılması gereken şudur ki; yollar taşlı ve engebelidir,bu yola
çıkanların çok dikkatli olması ve önlerine çıkabilecek bu gibi sürprizlere
hazırlıklı olmaları gerekmekte veya sürprize mahal verecek açıklar
bırakmamalıdırlar.Malum olduğu üzere,Kanunlar çıkarılır,yayımlanır ve toplumun
her kesimini bağlar,her birey bilmek ve uymak
mecburiyetindedir.Bilmiyordum,söylemediler ,yazmadılar gibi serzenişlerin hiçbir
faydasının olmadığını biliyoruz ve de görmüştük.Filmi yeniden seyretmenin,
pahalıya mal olmuş tecrübeler kazanmaktan başka bir faydası da yoktur.
Bu gibi handikaplar bizim için mi geçerlidir?,başka ülkelerde yok mudur?.Hayır
bilen ve yaşayanlar için handikap değildir ve yoktur.Bilenler gerek
teknik,gerekse finansal açıdan önlemlerini alır,ne kendilerini nede başkalarını
riske atmazlar.Ancak her yenilik hareketinde olduğu gibi,sektörümüzde de geçişin
bazı sancıları olacak,bir kısım dallar budanacak ve sonuçta sağlıklı bir gövde
ortaya çıkacaktır.Biz bireyler ve kurumlara düşen görev,elimizden geldiğince bu
sağlıklı gövdenin oluşum sürecini kısaltmak ve Amerika’yı yeniden keşfe
çıkmamaktır.
Bu sağlıklı gelişmenin süratle tamamlanabilmesi ve ülke menfaatlerinin
korunabilmesi için kimse eleştirmekten korkmamalı ve hiç kimse eleştirilmekten
çekinmeyip kızmamalıdır.
Denizli Kongresinde söylediğimiz gibi
”DÜŞÜNÜLENLERİN DÜŞÜNÜLEMEYENLERDEN,
SÖYLENENLERİN SÖYLENEMEYENLERDEN,
YAPILANLARIN ise YAPILAMAYANLARDAN”
her zaman için hayırlı olacağını vurgulayarak bu konuya şimdilik burada nokta
koyuyoruz.
Geçtiğimiz aylarda Dergimiz PETROGAZ’ın önderliğinde Denizli’de ikincisi
düzenlenen ve oldukça başarılı geçen Doğalgaz Kongreleri serisine, önümüzdeki
aylarda Karadeniz bölgemizin incilerinden birinde devam edilerek,Ülkemiz
gündemindeki Doğalgaz ile ilgili konular yeniden masaya yatırılacak,yatırımcı ve
işletmecilerin ufukları yenilenecektir.
Türkiye’de Doğalgaza gerek yatırımcı,gerek işletmeci,gerek yapımcı gerekse
hizmet sektöründe faaliyet göstererek ilgi duyan ve sektörün gelişimini
hedefleyen tüm birey ve kuruluşların,üçüncüsü düzenlenecek olan bu kongreye
Denizli’dekinden daha büyük ilgi gösterip katkı sağlaması gerektiği
kanaatindeyim.
Önümüzdeki sürecin Ülkemize ve sektörümüze hayırlı olması temennisi ile,gelecek
sayıda bir başka konuda buluşmak üzere hoşça kalın.
Gürsel ARSLAN