"Doğalgaza Geçiş Sürecinde yaşananlar Çözüm mü , İdare-i Maslahatmı?"
Energaz Ltd.
Şti. Kurucusu - Yöneticisi Makine Mühendisi Gürsel Arslan
Bu
yazı dizisini takip edenler baştan beri işaret etmeye çalıştığımız bazı
konuların gerçekleştiğini görüyor, yine işaret ettiğimiz gibi yaşanacakları
rahatlıkla tahmin edebiliyorlardır. Hiçbir yol geri dönüşü olmayan yol değildir.
Ataların deyimi ile "Zararın neresinden dönülürse kardır" mantığından hareketle,
tarihi tekerrür ettirmeden acilen en yakın doğruyu bulmanın yollarını
araştırmalı ve doğruya dönmeliyiz.
Hatırlanırsa önceki yazılarımızdan birinde, bu günlerde yıl dönümünü yaşadığımız
felaketlerden biri olan Körfez Depremini anımsatarak, yaşanacak olası bir
depremde (bölgesel veya global krizler gibi) toplumun çürük yapılar altında
kalmamasına dikkat edelim demiştik. Bugüne kadar yaşadığımız deprem
felaketlerindeki mal ve can kaybının, usulüne ve tekniğine uygun yapılmayan
yapılardan kaynaklandığını, özellikle maliyet unsurunun ön plana çıkarılarak,
“ne olursa olsun iş alayım” mantığı ile yüksek kırımlarla alınan ihaleler sonucu
yapılan yapıların daha büyük zararlara sebebiyet verdiğini toplum olarak yaşadık
ve tespit ettik. Çözüm olarak ise, tedbiri depremden önce alarak sağlam yapılar
yapmak seklinde bulduk. Bulduğumuz bu çözüm doğal olarak beraberinde bir maliyet
artışı getirdi ise de Yarınlarımıza Dünden Daha Güvenle Bakmamıza vesile oldu.
Hala tarihten ders almıyor, bir malı, bir emtiayı, bir işi maliyetinin altında
daha ucuza nasıl yaptırırız, bunun telaşını yaşıyor, çabasını gösteriyoruz. Hani
her şeyimizi "Temelinde İnsana Saygı Unsurunun Yattığı" batı standartlarına
uyduracaktık. Hani realiteden ve gerçekçilikten uzak olgu ve oluşumlara müsaade
etmeyecektik. Belki ağır olacak ama, demek ki henüz beyinlerde yeterli
mesafeleri kaydedememiş, insana saygı unsurunu beyinlerimize ve manzumelerimize
verleştirememişiz. Bu konuya neden girdik ve neden bu kadar ağır örneklerle bir
şeylere dikkat çekmeye çalıştık. Bildiğiniz gibi Doğalgaza Geçiş Sürecimizde
Kayseri. Konya ve Erzurum illeri Lisans ihalelerinin birinci rauntlarını
tamamlandık. Sırası ile Çorlu, Gebze. İnegöl ve Çatalca illeri ve diğerlerinin
hedeflenen takvimde devamını izliyoruz. Israrla iddia ediyorum; "Uluslararası
Standartlara" oturmuş bir matematiğe dayanmayan bu gidişin Ülkeye, Merkezi
İdarenin Gaz Politikalarına ve Topluma bir faydası olmayacaktır.
Gerçekleşen ihale sonuçlarına göre. bir aboneden bir yılda tahsil edilecek
Kayseri'deki 12, Konya'daki 11, Erzurum'daki 10 doların, abone başına bir sayaç
okuma memurunun maliyetini dahi karşılayamayacağı ortada iken, bu yatırımların
hangi finans yöntemi ve mantığı ile yapılacağı zihinlerde soaı işaretleri
oluşturmaktadır. Bu itibarla; kamunun işletmecilikten çekilip, yatırımların özel
sektör marifeti ile yapılarak kamu dışında kaynak oluşturulması ve doğalgaz
arzının önündeki tıkanıklığın bir an önce aşılması hedefinin tutturulacağım
zannetmiyorum.
Özel finans kaynaklan ile gerçekleştirilen batılı gaz işletmelerinin yatırım
senaryoları ve kaynak temin şartlan incelendiğinde, 20-25 yıllık amortisman
sürelerinin olmadığı açıkça görülmektedir. Enflasyon ve faiz oranlarının oldukça
düşük olduğu batı dünyasında dahi, bu kadar uzun amortisman dönemine sahip
yatırım projelerine ne Garantör ne ele Kreditör bulunabilmektedir. En ucuzun en
makul olmadığını bir çok örnekte gördük ve acı sonuçlan ile yaşadık. Bunun
içindir ki, teknik ve ekonomik yönden yapılabilirliği en uygun olanını seçip
bulmak mecburiyetindeyiz. Artık kaybedecek ne zamana ne de kaynağa tahammülümüz
kalmamıştır.
Israrla bir kez daha yinelemek istiyorum; bıı ihalelerin ortalama yöntemine göre
yapılacak olması Türkiye'nin önünde büyük bir ufuk açacak, serbest ticarete ve
istihdama büyük katkılar sağlayacaktır.
Ortalama yönteminin sağlayacağı fayda nedir diye soracak olursanız; iyi bir
hesaba dayanmadan hazırlanılarak verilen teklifler içerisindeki en düşük ve en
yüksek teklifler ihale dışı bırakılacağından, kimse ne olursa olsun bu işi
alayım mantığı ile olmadık düşük fiyatlar atmayacak, yine fahiş karlar
hedefleyerek olmadık yüksek teklifler sunmayacak, sunan olsa dahi sistem gereği
devre dışı kalacaktır. İhale dışı kalma tereddüdü ön çalışmaların
(fizibilitelerin) daha dikkatli yapılmasını ve teklif fiyatlarının çok dar bir
aralığa sıkışmasını temin edecektir. Geriye kalan ve dar bir aralığa sıkışmış
olan teklif sayısı kaç olursa olsun bunlardan çıkaracağınız aritmetik ortalama
sizlere o miktarda bir analizin doğal sonucunu sunacağından, birden fazla
çalışmanın ürünü haline gelecek fiyat üzerinde teknik ve ekonomik yönden
yapılabilirlik tereddüdü kalmayarak, yatırımların zamanında ve gereğine uygun
yapılmasına vesile olunacak, hedeflere daha kolay ulaşılacaktır. Bizimki
sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek için bir öneri, uygulamak veya araştırmak
ilgililere, takip etmek ise kamuoyuna kalıyor.
İrdelemek istediğimiz diğer bir konuda soru-cevap safhasındaki farklı
uygulamalar ve kendi içinde Kanunla tezat oluşturan ifadeler. Konya ihalesinin
19. soru ve cevabı oldukça ilgi çekiciydi, Soruda olması gereken sorulmasına
rağmen, cevabın son cümlesindeki ''bağlantının teknik ve ekonomik olarak
gerçekleşmesinin mümkün olmasına bağlıdır'' ibaresi ve bu ibare içerisindeki
ekonomiklik şartı bize göre ihalenin mantığı ve Kanunla tezat teşkil etmektedir.
Günümüz şartlarında teknolojinin ulaştığı seviye göz önüne getirildiğinde,
teknik olarak çözüm bulamayacağınız pek bir şey yok gibidir, ancak ekonomiklik
dediğinizde hemen bir gerekçe bulma imkanına sahip olabilirsiniz ve bulursunuz.
Bu ifade ortada iken, beş yılın sonunda mücavir alan sınırları içerisinde gaz
isteyen her aboneye nasıl ve neden ulaşacaksınız? Kat sayılarının düşük,
müstakil bahçeli tip yapılaşmanın yoğun olduğu kesimlerde bu ifadeye göre artı
bir bedel almadan veya şebekeyi müşteriye yaptırmadan ekonomik olarak şebeke
tesis etmeniz mümkün değildir. Bu mantıktan hareketle Kayseri ve Konya'nın %
40'ına yakın kesiminde şebeke tesisine gerek kalmayacak, yatırım maliyetiniz bu
oranda düşmüş olacaktır. Peki oradaki vatandaş ne yapacak, derdine nasıl çare
bulacak? Sanırım bu şartlarda EPDK bir mahkeme gibi çalışmaya başlayacak. Onun
için ya ön hazırlıkların şimdiden yapılmaya başlanarak kadroların oluşturulması,
ya da bu tip kanun ve yönetmeliklerle tezat teşkil edecek ifadelerin
kullanmaması gerekmektedir.
Bu ihalelerin yapılmasının temelinde yatan gerçek, kamunun işletmecilikten
çekilmesi değil miydi? Sınırlan belirlenmemiş Çorlu ihalesinde sorulan somlara
verilen cevaplara bakılırsa Kayseri, Konya ve Erzurum'un aksine birer kamu
işletmesi durumunda olan BOTAŞ ve TPAO'nun müşterileri ve hatları işletmeciye
devredilmiyor, aynı alan içerisinde birden fazla Lisansör firma olabiliyor. Bu
cevap bugünlük müdür yoksa sonuna kadar böyle mi gidecektir? 18. sorunun c
bendine verilen cevap "İlgili mevzuat çerçevesinde, dağıtım bölgesi sınırları
içinde dağıtım lisansı sahibinin haricinde herhangi bir tüzel kişi dağıtım
faaliyetinde bulunamayacaktır şekli ile Kanuna uymakta ise de, diğer cevaplara
uymamaktadır. Teklif sahipleri, ihale dokümanının ayrılmaz parçası olarak
nitelendirilen bu soru cevap zeyilnamelerine mi uyacaklar, yoksa genel
ifadelerin yer aldığı ve bağlayıcılığı olan Kanun ve Yönetmeliklere mi? Bu
çelişkilerin genel kurallarla giderilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Kayseri ve Konya'daki OSB'ler işletmecinin uhdesinde bırakılmasına rağmen
Çorlu'daki Dericiler OSB'nin kapsam dışında tutulması da ayrı bir tezat
oluşturmaktadır. Yoksa bu karar da bugünlük müdür? İleride Dericiler OSB mi
kapsama dahil edilecek, yoksa Kayseri ve Konya'daki OSB'ler mi kapsamdan
çıkarılacak? Emin olmak mümkün değil. Konya ve Çorlu Dericiler OSB'nin statü
olarak birbirinden farkı yok.
Tek fark, Konya OSB'nin şehrin dışında, Çorlu Dericiler OSB'nin ise şehrin
içinde olması. Teknik ve mantık olarak baktığınızda Çorlu OSB'nin şehir
kapsamında olması gerekirken tam tersi bir icraat gerçekleşmektedir. Türkiye'de
bu sektörde yatırım yapmaya niyetlenen yerli ve yabancı yatırımcılar net ve
stabil kararlar beklemektedirler.Geleceğini göremeyen yatırımcı kolay kolay bu
sektörün içine girmeyecek, yatırıma niyetlenmeyecektir. Tabi ki, yatırıma risk
almasını bilecek ve alacaktır da, ancak alınacak risklerinde bir sınırı
olmalıdır. Nitekim yapılan üç ihaledeki iştirakçi sayısının düşmesi bunun bariz
bir göstergesidir İlgililerin konulan tekrar gözden geçirerek kalıcı ve akılcı
çözümler üretmesinde fayda görmekteyiz. Aksi taktirde yakalanmış olan olumlu
hava silinecek, "Baharı görmeden yaz gelip geçecektir".
Bir başka sayıda tekrar görüşmek ümidi ile tüm sektör çalışanlarına başarılar ve
esenlikler diliyorum.
Gürsel ARSLAN