"Umarım, BDDK mağdurları gibi EPDK ve gaz ihalesi mağdurları doğmaz"
Energaz Ltd.
Şti. Kurucusu - Yöneticisi Makine Mühendisi Gürsel Arslan
Türkiye, 1980'li yılların son çeyreğinde doğalgaz ile tanıştı. Daha önce çok
cüzi gaz çıkışları vardı ancak bunlar lokal çıkışlardı. İlk kullanım gübre
sanayin de başladı. Doğalgaza geçen ilk şehir kirlilik nedeniyle Ankara oldu,
devamında İstanbul, Bursa, Eskişehir, Adapazarı, İzmit illeri geldi. Geçen
yıllarda yatırım zorluklan, finansman temininde zorluklar oldu. Finansmanın
değişik maksatlarla kullanılmasıyla çarpık büyümeler, standart karmaşası
yaşandı. Siyasi maksatlı fiyat kavgaları vardı. Ancak bu süreç içerisinde,
merkezi idarenin özelleştirme politikalarına paralel, nihayet 397 sayılı KHK,
son olarak da 4646 sayılı Yasa'nın çıkmasıyla Türkiye'de tam anlamıyla bir
liberalleşme ve özelleştirme süreci başlatılmış oldu.
Sektördeki ilk özelleştirmeler, EPDK'nın ihaleleri ve Bursa ve Eskişehir
işletmeleriyle başladı. Bursa ve Eskişehir işletmeleri Türkiye'deki özelleştirme
faaliyetlerine en güzel örneklerden biridir. Şaibesiz, sıkıntısız ve değerinde
bir ihale oldu. EPDK tarafından yapılan şehir ihaleleri ile ilgili olarak,
Haziran ayından bu yana Kongre'nin düzenleyicilerinden PetroGas Dergisi'nde
çıkan yazılarımda bazı görüşlerimi aktarmaya çalıştım.
EPDK, 4646 sayılı Kanun ve yönetmeliklerle oldukça güzel bir ihale süreci
başlattı. Ancak ihalenin son 3 firma arasındaki pazarlık usulleriyle ilgili
endişelerim var. Burada kabahat tabii ki EPDK'da değil. Burada, "Ne olursa olsun
ben bir iş alayım" mantığıyla değil, fizibiliteye göre teklif verilmesi lazım.
Pazarlıkta daha önceden yapılan fizibilite sonuçlarının dörtte biri değerine
inilerek alınan ihalelerin bir mantığı olduğuna katılmıyorum. Umuyorum ki, bunun
sonrasında Türkiye'de BDDK mağdurları misali EPDK ve gaz ihalesi mağdurları
doğmaz.
İhalelerdeki fiyatların fizibilite doğrultusunda ortaya çıktığı ifade edildi.
Bugüne kadar ihalesi tamamlanmış 17 şehrin fizibilite çalışmasını yaptım.
Yaptığımız fizibilite sonuçlarından asgari 0,350 cent/kWh'lik birim hizmet ve
amortisman bedeli ortaya çıkıyor. Bu nedenle asgari 0,350 cent/kWh fizibilite
sonucu olan bir ihalenin. 0.0-.6 cent/kWh'le alınmasının fizibilite mantığıyla
karşılaştırılmasını çözemiyorum. O zaman 0,046 cent/kWh'lik bir değerle bu
yatırım nasıl gerçekleşecek? EPDK. Türkiye'deki gaz arzının önünü açabilmek için
oldukça hızlı bir çalışmayla ihale çalışmalarını sürdürüyor. Bu yıl sonuna kadar
gaz ulaşacak yerlerdeki ihalelerin ne zaman gerçekleşeceği ile ilgili bir
tereddüdümüz vardı, o da Sayın EPDK Başkanının açıklamasıyla ortadan kalktı. Bu
illerin ihalelerinin de önümüzdeki dönem içerisinde süratle yapılacağı ve
sektörün önünün açılacağını öğrendik.
Geçmiş dönemde prosedür eksikliklerimiz, şartname eksikliklerimiz, planlama
hacılarımız oldu. Bunlar önümüzdeki dönem içerisinde giderilecektir diye
düşünüyorum. Türkiye genelinde kullanılması amacıyla 1992 yılında tüm
kuruluşların katılımıyla hazırladığımız ve Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı'na sunduğumuz iç tesisat yönetmeliği vardı. Ancak bu yönetmelik
yayınlanamadı. Türkiye'de her şehrin kendine has bir şartnamesi vardır. Hem
yatırım hem de iç tesisat şartnamesi ayrıdır. Önümüzdeki dönemdeki kargaşaların
ortadan kalkması için bunun tek elden çıkmasında büyük fayda görüyoruz. Bunun
için önerimiz, eğer mevzuat müsaitse mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK
bünyesinde bir Gaz Enstitüsü kurulmasıdır. Böylece, Türkiye genelinde
kullanılabilecek gerek iç, gerekse yatırım şartnamelerinin tek elden çıkarılması
söz konusu olabilir. Buna tüm sektör çalışanları katkıda bulunabilirler. Şu anda
işletmecilik nosyonuna kavuşan, ihaleler alan firmaların en çok sıkıştıkları
nokta bu şartnamelerden hangisinin uygulanacağına ilişkin kararsızlıklarıdır.
Bugüne kadar yapılan ihaleleri değerlendirdiğimizde dağıtımcı firmanın bugün
Çorlu'da bir yılda ortalama 1.500 m3 gaz satacağını düşünürsek, bir yılda bir
konuttan alacağı brüt kar 7 milyon 756 bin liradır. Bu karla yatırım yapılacak,
işletme yapılacaktır. Burada gazın ucuzluğu aranmamalı, yatırımcının maliyetleri
muhakkak aşağı inmelidir. Yani "kök fiyat" aşağı çekilmeye çalışılmalıdır. Bugün
kök fiyatın yaklaşık 160 dolar seviyelerinde olduğu bilinmektedir. Ancak OECD'de
130 dolar seviyelerindedir. OECD ülkelerinde olduğu gibi, eğer kök fiyatta % 10,
yani 160 dolarda % 10 indirim yapıldığı takdirde bir konutun sadece kök fiyattan
kaynaklanan yıllık 29 milyon liralık bir avantajı hasıl olacaktır. Kök fiyatta %
20 indirim yapılıp OECD fiyatına inildiği taktirde ise bir konutun yıllık 61
milyon gibi bir kazanımı olacaktır.
Bu fizibilitelerde sanayiinin yapısı çok önemlidir. Her sanayi gaz tüketici
değildir. Mesela mermer sanayii enerji kullanmaz. Tekstilin konfeksiyon
bölümünde enerji kullanımı olmaz. Enerji tüketiminin yoğun olduğu sektörler
bellidir. Sağlıklı işletmelerin oluşabilmesi için bunlara dikkat edilerek bu
fizibilitelerin yapılması lazım. En küçük işletmede asgari 35 personelle
çalışmanız gerekir. Acil müdahale gruplarınız ve halihazırda bekleyecek olan
ekipmanınızla 35 kişilik bir işletmenin bir yıllık maliyeti 500.000 dolardır. Bu
bedellerle bu işletmeler nasıl ayakta duracaktır? Bunun için bundan sonraki
ihalelerde teklifçilerin, diğer bir deyişle işletmeci namzetlerinin oldukça iyi
hazırlanmaları, fizibilitelerini çok iyi yapmaları, pazarlıklarda fizibilite
değerlerinin altında teklifler vermemeleri gerekiyor.
Gürsel ARSLAN